Apple Türkiye, son günlerde yaşanan döviz kurlarındaki yükseliş nedeniyle iPhone ve diğer ürünlerine zam uyguladı. Bu zamlar, siyasi çalkantılar nedeniyle başlayan dolar ve euro kurlarındaki artışın etkisiyle gerçekleştiği görülüyor. Apple’ın fiyat politikası, her zaman döviz kurlarıyla doğrudan bağlantılı olarak şekilleniyor. 2025 yılının ikinci çeyreğine girerken iPhone 16 serisi başta olmak üzere pek çok modelde %4 ila %10 arasında değişen oranlarda fiyat artışı gözlendi. Örneğin, iPhone 16’nın başlangıç fiyatı 64.999 TL’den 69.999 TL’ye yükselirken, en pahalı model olan iPhone 16 Pro Max 1 TB’nin fiyatı ise 131.999 TL’ye çıktı.
Diğer Apple ürünlerinde de benzer bir tablo söz konusu. M4 çipli MacBook Pro modellerinde 74.999 TL’den 79.999 TL’ye çıkan bir zam uygulanırken, Apple Watch Series 10 ve Ultra 2 modellerinde de belirgin fiyat artışları gözlendi. AirPods serisinde ise AirPods 4. Nesil 6.880 TL’den 7.699 TL’ye, AirPods Pro 2 ise 11.690 TL’den 12.999 TL’ye yükseldi. Ancak yakın zamanda tanıtılan M4 çipli MacBook Air ve iPad 16 modellerinde henüz bir fiyat değişikliği yapılmadı. Bu durum, Apple’ın yeni ürünlere yönelik farklı bir fiyatlandırma stratejisi izlediğini gösteriyor.
Ancak bu zamlar yalnızca döviz kurlarına bağlı değil. Türkiye’deki vergi yükü de ürün fiyatlarını önemli ölçüde artırıyor. Özellikle ithal edilen ürünlerde uygulanan özel tüketim vergisi (ÖTV) ve katma değer vergisi (KDV), toplam maliyeti daha da yukarı çekiyor. Örneğin, bir iPhone’un Türkiye’deki satış fiyatının yaklaşık %45’i vergilerden oluşuyor. Bu durum, tüketicilerin cebini daha da yakan bir faktör haline geliyor. Apple gibi global markalar için vergi yükü, yerli üretim yapmadıkları ülkelerde özellikle yüksek olabiliyor. Bu nedenle, sadece döviz kurlarını suçlamak yanlış olur; vergi politikaları da fiyatları artıran önemli bir unsurdur.
Bu zamların tüketici üzerindeki etkisi ise oldukça derin. Özellikle Türkiye gibi döviz kurlarının sık değiştiği ülkelerde, teknoloji ürünlerinin fiyatları sürekli bir ivme kazanıyor. Tüketiciler, artık daha fazla bütçe ayırmak zorunda kalıyor. Bu durum, Apple ürünlerinin lüks bir yatırım haline gelmesine neden oluyor. Aynı zamanda, alternatif markaların popülerleşmesine de katkı sağlıyor. Özellikle Çin menşeili veya yerli markalar uygun fiyatlar sunarak tüketicilerin ilgisini çekmeye çalışıyor.
Sonuç olarak, Apple Türkiye’nin uyguladığı bu zamlar, sadece döviz kurlarından kaynaklanmıyor. Vergi yükü, lojistik maliyetleri ve global ekonomik dalgalanmalar da bu fiyat artışlarının arkasında yer alıyor ve tüketiciler, bu durumu kabullenmek zorunda kalıyor. Bu videoda, hem zam oranlarını hem de vergi yükünün etkisini detaylı bir şekilde ele alıyoruz. İzleyin ve siz de bu konuda düşüncelerinizi paylaşın!